Özellikle evlilik doyumunun azaldığı, eşler arasındaki çatışmanın yüksek düzeyde olduğu evlilik ya da ilişkilerde çiftler arasındaki iletişiminde bozulduğunu görmekteyiz. Çiftler arasındaki iletişim çatışmaları illa ki evlilik sorunun sebebi olmasa da önemli sürdürücü faktörlerinden biridir.

 

* ”Benim kocam hep böyledir, sorumsuz!”

* ”Sürekli beni suçluyorsun!”

* ”Karım bunu sürekli yapar doktor bey, beni insanlar arasında küçük duruma düşürmeye bayılır!”

* ”Tabi ki her şeyi en doğrusunu sen bilirsin, her zaman olduğu gibi yine sen haklısın değil mi! (alaycı gülümseme)

* ”Arkanı toplamaktan bıktım, usandım, artık saygısızca davranmana dayanamıyorum!”

* ”Neden bu kadar bencil ve umursamazsın!”

* ”Aptalca şeylere para harcaman beni deli ediyor artık!”

 

Tabi ki bu örnekler çok daha fazla çoğaltılabilir ve belki de bir kısmı sizin de yaptığınız ilişkilerinizde size tanıdık gelen cümlelerdir. Peki biz cümleleri kurarken neyi amaçlıyoruz? Neyi elde etmeye çalışıyoruz? Amaçladığımız şeye ulaşabiliyor muyuz? Öncelikle neyi amaçladığımıza bakalım:

 

* ”Benim kocam hep böyledir, sorumsuz!” ( Görev paylaşımı konusunda daha fazla yardıma ihtiyacım var, senin tarafından daha fazla desteklenmek istiyorum)

* ”Sürekli beni suçluyorsun!” (İlişkimizde bana daha fazla saygı duymanı istiyorum. Bazı zamanlarda eleştirilerin beni incitiyor ve sana karşı kızgın hissediyorum)

* ”Karım bunu sürekli yapar doktor bey, beni insanlar arasında küçük duruma düşürmeye bayılır!” ( Bana daha fazla saygı duyman beni mutlu eder.)

* ”Tabi ki her şeyi en doğrusunu sen bilirsin, her zaman olduğu gibi yine sen haklısın değil mi! (alaycı gülümseme) — (Senin tarafından anlaşılmaya, duyulmaya çok ihtiyacım var)

* ”Arkanı toplamaktan bıktım, usandım, artık saygısızca davranmana dayanamıyorum!” ( Yaşamımda düzen ve kontrolü önemsiyorum)

* ”Neden bu kadar bencil ve umursamazsın!” (Senin tarafından önemsenmek ve değerli hissetmek istiyorum)

* ”Aptalca şeylere para harcaman beni deli ediyor artık!” (Maddi açıdan belirsizlik ve tedirgin ediyor. Harcamalar konusunda daha planlı gitmeyi isterim)

 

Görüldüğü gibi ne kadar yıkıcı, yaralayıcı da olsa her cümlenin altında karşılanmamış ihtiyaç ve isteklerin olduğunu görmekteyiz. Elbette ki ihtiyaçlarımızın hemen her zaman karşılanması pek mümkün değildir. Ancak daha yapıcı bir dil kullanarak kendimizi anlatma ve anlaşılma olasılığımız da artacaktır. Peki sert tartışmalarda ne gibi düşünce ve mantık hataları yapıyoruz? Aynı örnekler üzerinden devam edelim;
* ”Benim kocam hep böyledir, sorumsuz!” (Aşırı genelleme, Etiketleme hatası, suçlayıcı tarz)
* ”Sürekli beni suçluyorsun!” (Aşırı genelleme, Savunuculuk)
* ”Karım bunu sürekli yapar doktor bey, beni insanlar arasında küçük duruma düşürmeye bayılır!” (Aşırı genelleme, zihin okuma, İğneleyici tarz)
* ”Tabi ki her şeyi en doğrusunu sen bilirsin, her zaman olduğu gibi yine sen haklısın değil mi! (alaycı gülümseme) (aşırı genelleme, iğneleyici, savunucu tarz)

* ”Arkanı toplamaktan bıktım, usandım, artık saygısızca davranmana dayanamıyorum!” (Etiketleme, suçlayıcı tarz)

* ”Neden bu kadar bencil ve umursamazsın!” (Etiketleme, suçlayıcı tarz)

* ”Aptalca şeylere para harcaman beni deli ediyor artık!” (Etiketleme, suçlayıcı tarz)

 

Aslında her birimizin herhangi bir ilişkide iletişim içindeyken istediğimiz anlaşılmak ve kendini ifade etmektir. Aksi durumlarda ise hissettiğimiz yoğun bir öfke, hayalkırıklığı ve yalnızlıktır. İnsanları antenleri ne söylendiğinden öte nasıl söylendiğine açıktır. Dolayısıyla yargılayıcı, suçlayan, aşırı genelleyen, olumsuz etiketler yapıştıran, iğneleyici, alaycı, karşı tarafı hor gören ifadeler çoğu zaman ihtiyaç ve isteklerimizi karşı tarafa doğru bir şekilde geçiremeyecektir. Bu tarz durumlarda karşı tarafın tepkisi çoğu zaman; savunmaya geçme, duvar örme, karşı saldırıya geçme gibi davranışları içerecektir.

 

Uzman Klinik Psikolog Onur ARSEL

Gelişim Psikiyatri & Psikoterapi Merkezi

Tel: 0242 316 59 11