Hayır!

‘’Hayır!’’ kelimesi genellikle olumsuz çağrışımlar yapan bir anlam içerse de ‘‘dozunda’’ olduğunda insanın gelişim sürecinde oldukça önemli ve yararlı bir işleve sahiptir. Bu sözcükle ilk tanışmamız genellikle erken çocukluk dönemiyle başlar ve yaşam boyu devam eder. Bazen tehlike yaratabilecek bir nesneye dokunmak, hoşa giden bir oyuncağı almayı istemek, yemek saatinde çizgi film izlemek, akşam geç saatte yatma talebi, eve geç gelme teklifi, okul kurallarına aykırı davranmak ‘‘hayır’’lanır. İşbirliğine açık, uyumlu, sakin bir mizaca sahip bir çocuk için hayır kelimesini kabullenmek zor olmasa da engellenme toleransı düşük, inatçı ve sınırları zorlamaya eğilimli bir çocuk ya da ergen için ‘hayır’ duvarına çarpmak hayalkırıklığı, öfke yaratarak olumsuz davranışlara zemin hazırlayabilmektedir. Gerçekçi sınırlar; bireyin kendini koruyabilmesi, tanıyabilmesi, kimlik bütünlüğünü oluşturabilmesi ve diğer insanlara saygılı davranmayı öğrenebilmesi anlamında oldukça önemlidir.
Gerçekçi Sınırları Oluşmasında ‘‘Hayır’’ın Rolü!
Bir kişi sınırlarının ne olduğunu doğuştan bilemez. Sınırlar daha çok gelişim süreci boyunca sosyal etkileşimler sonucunda edinilen deneyimler sonucunda şekillenir. Meraklı bir kaşif olan çocuk, kendini ve çevresindeki dünyayı tanımaya çalışırken bunu deneyerek anlar. Bu deneme süreci boyunca kendisine izin verilen, onaylanan davranışları kadar izin verilmeyen, ‘‘hayır’’lanan davranışları da kendi sınırlarını oluşturabilmesinde etkilidir.

Etkili Bir ‘‘Hayır’’ İçin Davranışlarınızın da Hayır Demesi Gerekir!

Parkta yürüyüş yapıyorken bankta oturarak çocuğunun parkta oynayışını izleyen anne gözüme çarptı. Yaklaşık 5-6 yaşlarında olan erkek çocuk, kaydırağın tepesinde tehlikeli hareketler yaparken annesi kızgın bir ses tonuyla: ‘‘Ben sana kaç kere yapma diyeceğim, sonra akşam kolum, bacağım ağrıyor deme!’’ dedi. Anne, belli ki çocuğun davranışlarını tehlikeli buluyor ve yapmasını istemiyordu. Annenin bu cümlesinden sonra çocuk belli bir süre durdu ve başka bir şeyle ilgileniyormuş gibi yapıp aynı davranışı tekrarladı.

Bu durumda annenin ‘‘hayır’’ına davranışları eşlik etmediği için çocuk kendisine konulan sınırın ciddiyeti ve kararlılığından emin olamamakta ve bir şekilde davranışına izin verildiğini düşünmektedir. Etkili bir hayır için tehdit, dayak, suçlamaya gibi davranışlar yerine kararlı davranışlar gerekmektedir.
Hayır Dediğimde Kendimi Suçlu Hissediyorum!
Hayır kelimesini kullanmak ile ilgili sıkça karşılaşılan bir durumda sınır konulan kişiyle değil, sınır koymaya çalışanla ilgilidir. Birilerine ‘‘hayır’’ demekte zorlanan kişilerin bir çoğu diğerini kıracağına, üzeceğine, hayır denilen kişinin küseceğine, uzaklaşacağına, kızacağına dair düşüncelere sahip olmaktadır. Bu nedenle ‘hayır’ kelimesi ya ağızdan çıkamamakta ya da çıksa da suçluluk ve huzursuzluk hisleriyle birlikte görülmektedir. Bebekken uykusu geldiğinde, acıktığında ağlayan, istek ve ihtiyaçlarını neredeyse refleksif şekilde dile getiren insan ne oluyor da duygu ve ihtiyaçlarını, isteklerini söylemekten, kendini ortaya koymaktan çekinir hale geliyor? Bu sorunun cevabı bizi sosyalleşme sürecimize götürmektedir. Bir kişi gelişim süreci boyunca kendisi için önemli insanlarla (ebeveyn, öğretmen, akrabalar, akranlar vs.) kurduğu ilişkilerle duygu ve ihtiyaçlarını nasıl ifade edeceğine ya da etmemesi gerektiğine dair sonuçlara varmaktadır. Benzer şekilde sınırlarını nasıl koruyacağını ya da koruyamayacağını da deneyimleri sonucunda öğrenir. Atılgan olmayla bağlantılı sorunlar yaşayan ve hayır dese de demese de sorunlar yaşayan insanlara ‘’10 temel girişkenlik hakkını’’ hatırlatmakta fayda var.
Girişkenlik Hakları :

1. Kendi duygu, düşünce ve davranışını yargılama hakkı
2. Kendi davranışı hakkında izahat vermeme ya da mazeret göstermeme hakkı
3. Diğer kişilerin sorunlarına çözüm arama veya aramama hakkı
4. Kişisel görüşünü değiştirme hakkı
5. Hata yapma hakkı ve hatalarının sorumluluğunu alma hakkı
6. ‘‘Bilmiyorum.’’ deme hakkı
7. Mantıksız karar verme hakkı
8. ‘‘Anlamadım’’ deme hakkı
9. ‘‘Beni ilgilendirmiyor’’ deme hakkı
10. Sosyalleşmek uğruna kendini sevdirmek için çaba göstermemek hakkı
Sınırların Olmadığı Ya da Keyfi Olarak Var olduğu Yerde Öfke Kaçınılmazdır!
Çocukken arkadaşlarla buluşup bir okulun bahçesinde futbol oynadığımız günleri anımsıyorum. Çok zevkli olmakla birlikte bir o kadar kuralsız, kuralların oyun içinde konulmaya çalışıldığı bir oyun içerinde; 10 dakika sonra biri, ‘‘3 korner bir penaltı’’ derdi ya da maçta defans oynayan biri topa eliyle müdahale ettiğinde; ‘‘kaleci – oyuncu’’ olduğunu iddaa ederdi. Maç uzadıkça uzar ve sonunda sıkılan birileri; ‘‘atan galip yiyen mağlup!’’ diyerek finali taçlandırırdı. Belirsiz sınırlar içerisinde herkes birşeylere sinirlenir dururdu. Aslında yetişkin dünyasında da benzer durumlar sıkça yaşanmaktadır. Bazen sınırlara saygı göstermede bazen de sınırlar koymada güçlük yaşayabiliyor insan. ‘‘3 korner 1 penaltıyı’’ ya zamanında söyleyemiyor ya da söylemekten çekiniyor .

 

Uzman Klinik Psikolog Onur ARSEL