İlişkilerde yaşanan güvensizlik çoğu zaman hem bu güvensizliği yaşayan kişiye hem de çevresine belirgin güçlükler yaşatan bir histir. Aslında güvensizlik tek başına bir his olarak tarif etmek eksik bir tanımlama olacaktır çünkü kişiyi içten içe kemiren güvensizlik yaşantısının içinde kaygı, öfke, değersizlik, üzüntü gibi pek çok duygu olabileceği gibi kendine has pek çok davranış ve düşünce tarzını da barındıran geniş bir kavram olarak ele almak daha doğru olacaktır. Bu nedenle ilişkileri yokuşa süren bu yıkıcı yaşantı mutlaka baş edilmesi gereken bir sorun olarak ele alınmalıdır.

 

1- İlişkilerde Güvensizlik Nedir?

İlişkilerde yaşanan güvensizlik: ”kişinin diğer insanlar tarafından psikolojik ya da fiziksel anlamda zarar göreceği, incineceği, kötüye kullanılacağına dair beklentilerle birlikte seyreden nahoş düşünce, duygu ve davranışlar” şeklinde tanımlanabilir. İlişkilerde yaşanan güvensizlik bazen kendini diğerlerinin yaklaşım ve niyetleri hakkında şüpheci olmak, aldatılma, terkedilme, arkasından vurulacağına yönelik beklentiler şeklinde kendini gösterebilirken daha şiddetli durumlarda kişi takip edildiği, öldürülmeye çalışıldığıyla bağlantılı gerçeklik algısında belirgin bozulmalar yaşayabilir. Aslında bakıldığında her birimizde belirli düzeylerde güvensizlik vardır. Güvensizliği 1’den 10 kadar bir cetvelde değerlendirirsek 2 ya da 3’lük  şiddet düzeyinde güvensizliği olan biri muhtemelen yaşamında nadiren bu hisleri yaşaması beklenirken 10’a yakın şiddette güvensizliği olanlarda tetiklenme sıklığı ve şiddetinin daha fazla olacağı ve daha yıkıcı davranışlar sergileyeceği düşünülebilir.

2- Güvensizliğin Kökenleri

Özellikle şiddetli ve sık güvensizlik yaşayan insanların çocukluk ve devamındaki yaşantılarında sıklıkla güvenini sarsan deneyimler yaşadıklarını görmekteyiz. Kişiliğin inşa edildiği bu önemli yıllarda bir insan kendisi, diğer insanlar ve dünyayla ilgili temel inançlar geliştirmektedir. Özellikle fiziksel, duygusal ya da cinsel istismar öyküsünün varlığı, aşağılanma, katı bir şekilde eleştiriye maruz kalma, anne babayla bağlanma ile ilgili güçlükler, aile içi verilen tutarsız mesajlar, manipülatif anne baba tutumları gibi sebepler yetişkin ilişkilerindeki yaşanılan güvensizliğin temeli olabilir. Benzer şekilde aile içerisinde dolaylı olarak verilen mesajlar, anne babanın kendi arasındaki ilişkiler de geleceğin yetişkini olacak çocukta güvensizlik tohumlarını atabilmektedir.

3- Güvensizliği Sürdüren Faktörler 

Öncelikle güvensizlik hislerini şiddetli ve sık yaşayan kişiler diken üstündedir ve huzursuzluk, tedirginlik hislerini sıkça yaşarlar. Aslında bu hisler kişinin geçmişte başına gelenlerden dolayı inşa etmek zorunda kaldığı düşünce ve inanç sisteminin kaçınılmaz bir sonucudur. Tehlike algısının artmış olduğu güvensiz kişiler sıklıkla derin duygusal ilişkilere girmeyerek ya da belirli bir bağ hissettiği bir ilişkide denetleyici, kontrol edici, şüpheci tutumlarla inandıkları sonucu ortaya çıkarmaya çalışırlar. Bu durum hem kişinin kendini hem de partneri için oldukça yorucu bir deneyimdir. Güvensizliği sürdüren davranışlardan biri de hırçın, denetimsiz bir şekilde öfke patlaması yaşama ve karşı saldırıya geçmektir. Bu tarz bir başa çıkma şekli sıklıkla ilişkideki sorunları artıracak ve partnerin duygusal anlamda uzaklaşmasıyla sonuçlanacaktır. Güvensizlik hisleriyle yıkıcı şekilde başa çıkmaya çalışan kişinin trajedisi, baş etme tarzının inandığı olumsuz sonuçlara onu yaklaştırması olabilir.  Güvensiz birinin düşünce tarzı da şüphelerini sürdürür. Yaşamındaki kişi ile ilgili yalnızca güvensizlikle bağlantılı bilgileri toplar ve açık arar. Algıda seçicilik diyebileceğimiz bu durumda kişi onlarca olumlu bilginin içerisinden şüphelerini tetikleyecek bilgilere odaklanarak inancını da kuvvetlendirmiş olur. Son olarak partner seçimi de güvensizlik yaşantısını sürdüren sebepler arasında sayılabilir. Geçmişinde güvenle ilgili yara almış kişilerin bazıları girdikleri ilişkilerde sıklıkla güven telkin etmeyen, kişiye fiziksel, duygusal anlamda zarar veren, aldatan partnerlerle yıkıcı ilişkilerde çocukluğunda inandıkları güvensizliği daha da artırmış olurlar.

4- İlişkilerde Güvensizlik Problemim mi Var?

Güvensiz insanlar sıklıkla yaşamındaki kişilerin onlara belirli açılardan zarar vereceğini düşünerek korungan ve tetikte davranırlar. Diğer insanların onlara yaklaşımları ve niyetleri konusunda şüphecidirler. Yakın ilişkilerde diğer insanların maddi ya da manevi açıdan ondan yararlanacakları, küçük düşecekleri, yüz üstü bırakılacakları, kandırılacakları, aldatılacakları, fiziksel ya da duygusal açıdan kötüye kullanılacakları yönünde hassasiyetleri sıkça yaşamaktadırlar. Güvensizlik yaşantısı kendini farklı şekillerde gösterebilir. Bunlardan ilki kişinin güvensizliği artırıcı ilişkilere teslim olması, diğer insanların yıkıcı tavır ve davranışlarına sınır koyamayışıdır. Böyle bir durumda çocukluktan beri gelmekte olan güvensizlik inancı pekişecektir. Güvensizliğin kendini gösterme şekillerinden biri de ilişkilerde donuk, aşırı mesafeli bir tarzla ortaya konmasıdır. Yakınlaşmayı başa çıkamayacağı kötücül bir sonuçla eşleştiren kişi derin duygusal ilişkilerden olabildiğince kaçar ya da yakınlık durumlarında yoğun tedirginlik ve endişe duyguları deneyimler. Güvensizlikle bu tarz başa çıkmaya çalışan kişiler sıklıkla kendisiyle ilgili kişisel bilgileri paylaşmak konusunda istekli değildir. Bir başka başa çıkma tarzı ise karşı saldırıdır. Bu tarzdaki kişiler, genellikle öfke patlamaları yaşayan, hırçın bir şekilde karşı tarafa saldıran ve başkalarının güvenini sarsacak eylemlerde bulunurlar. Bu davranış tarzına göre de kişi algıladığı kötü bir dünyada başına gelmiş olanı ya da gelebilecek kötü şeyleri başkalarına yaşatmaktadır.

5- İlişkilerde Güvensizlik Hisleriyle Başa Çıkma

Güvensizlik ilgili cetvelimizi hatırlayalım. 1’den 10’a kadar olan bu cetvelde kendinizi nerede konumlandırdığınızı bulmaya çalışın. Bunu yapmaya çalışırken geçmişiniz, aile, arkadaşlık, sevgili ilişkileriniz gibi bir çok boyutta kendi davranışlarınızın nasıl olduğunu anlamaya çalışın. Özellikle çocukluk dönemindeki gelişimsel travmaların varlığı bu cetvelde 10’a yakın puan vermenize sebep olabilir. Böyle bir durumda mevcut hayatınızın oldukça olumsuz etkilenebileceği ve hatta işlevselliğinizde belirgin kayıp olabileceğini göz önünde bulundurarak mutlaka bir ruh sağlığı profesyonelinden (Psikiyatrist, klinik psikolog, psikolog)  yardım arayışında olunuz. İlişkilerde yaşadığınız belirli durumları saptayın ve bu durumlarda ne gibi duygular hissettiğinizi, bu hisleri yaşarken ne gibi düşüncelerin aklınıza geldiğini saptamaya çalışın. Belirgin olumsuz duygular yaşarken nasıl davrandığınızı anlamaya çalışın. Kötüye kullanıldığınızın açık olduğu ilişkilere mesafe koyun. Sizi güvende hissettirecek, şefkatli insanlarla ilişki kurun ve bu tarz kişilere kendinizi daha fazla açın. Geçmişte güveninizi sarsan anılarınızı ve bunlarla ilgili hislerinizi profesyonelce çalışabileceğiniz bir uzman bulun. Unutmayalım ki çocukken ihtiyacımız olan, yakınlarımıza kuşkuyla bakarak tedirginlik yaşamak değildi. Geçmişte ve şu anda yapmamız gereken korkularımızın altındaki sevmeyi ve sevilmeyi isteyen çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir yaşamı ona armağan etmektir.

 

Klinik Psikolog Onur ARSEL

Gelişim Psikiyatri & Psikoterapi Merkezi

Tel: 0242 316 59 11

”Yaşam Boyu Gelişim Yolculuğunuzda, Yanınızdayız…”