İnsan yavrusu karşılanmasını beklediği gereksinimleri ile dünyaya gelir. Erken dönem çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkilerde varlığı belirgin olan bu ihtiyaçlar, sonrasında da kardeş, akraba, arkadaş, öğretmen, partner, eş gibi önemli ilişkilerde kendini gösterir. Peki insanın yaşamı boyunca ne gibi duygusal gereksinimleri vardır?

 

1- Bağlanma İhtiyacı: Kendisine bakım veren kişiye bazen gülümseyen, bazen ağlayan bir bebek aslında iletişim kurarak bağ kurabilmek, bağı sürdürebilmek istiyordur. Psikolojide ”bağlanma” dediğimiz bu olgu, etkisini sadece bebeklikte değil erişkinlik döneminde de gösterir. Yetişkinlerin dünyasında kurulan;  ”İhtiyacım olduğunda yanımda yoksun!”, ” İhtiyaçlarımı, isteklerimi önemsemiyorsun!” , ”Yalnız kalmaktan korkuyorum!” gibi cümleler aslında bağlanmayla ilgili çatışma ve korkularımızı yansıtmaktadır. Yaşamı boyunca insan; güvenebileceği, destek alabileceği istikrarlı bir ilişki arayışındadır.

2- Saygı Duyulma – Özek Olma İhtiyacı: Kişilik gelişiminde önemli duygusal ihtiyaçlardan biri de saygı duyulma ihtiyacıdır. Bir çocuk sadece istikrarlı bir ilişki istemekle kalmayıp kurduğu ilişkilerde kendisine, fikirlerine özen ve saygı gösterilmesine ihtiyaç duyar. Beceri ve çabaların desteklenmesi, takdir edilmesi, özerkleşmenin cesaretlendirilmesi çocuğun kendini ailesinden ayrı bir varlık olarak da dayanıklı, yeterli biri olarak hissetmesine olanak sağlayacaktır. Bu ihtiyaç alanındaki zedelenmeler ise yetişkin çağına da taşınacak yetersizlik, başarısızlık hislerinin zeminini oluşturacaktır.

3- Duygu ve İhtiyaçları İfade Etme İhtiyacı: Olumlu ya da olumsuz duygularını, neye ihtiyacı olduğunu ifade edebilme özgürlüğüne sahip bir çocuk hayatı boyunca kendi ortaya koyabilme, öfkesini, incinmişliğini ifade edebilme, başkalarına gerektiğinde hayır diyebilmede kendini daha rahat hissedecektir. Bu alandaki zedelenmeler kişinin kendini feda edici, boyun eğici ya da sürekli onay arayıcı tutum ve davranışlar sergilemesine yol açabilmektedir. Kendi ihtiyaçlarını önemsememe, ifade edememe, atılgan olamama, reddedilme kaygıları yetişkinlik döneminin sorunları arasında değerlendirilebilir.

4-  Oyun Oynayabilme- Kendiliğinden Davranabilme İhtiyacı : Bir çocuk düşünün, odasında halıya yayılmış oyuncaklarıyla kendini kaptırmış bir şekilde kurduğu oyunun içinde… Oyun; çocuğun yaratıcılığı, doğallığı, esnekliği, hayal gücünü, çoşkusunu inşa eden çok önemli bir ihtiyaçtır. Oyunun olmadığı bir ortamda çocuğun huzurlu olmasını, rahatlayabilmesini, mutlu, çoşkulu ve yaratıcı olabilmesini beklemek çok zordur. Aslında bu ihtiyaç alanı sanki sadece çocukluğa ait gibi gelse de yetişkinlerin hayatında da sürmektedir. Bu alanda sorunlar yaşayan yetişkinler çoğu zaman mükemmeliyetçiliğin baskısında sürekli stres, huzursuzluk yaşamakta, ”yapılması gerekenlerden” eğlenme ve dinlenmeye vakit ayıramamakta, ayırsa bile huzursuzluğu içinden atamamaktadır. Mükemmeliyetçilik, duyguları bastırma, karamsarlık, katı özeleştirel yapı bu alanla ilgili sıkıntılara örnektir.

 

5- Akılcı Sınırlar ve Özdenetim İhtiyacı:  Çocukluktan yetişkin dünyasına geçerken en önemli görevlerden biri de uyumu koruyacak sınırlara ve sorumluluk hissine sahip olabilmektir. Bir kişi ancak bunu oluşturduğu takdirde yetişkin olabilmenin sorumluluklarını sürdürmede zorlanmayacaktır. Yeterli sınırların olmadığı, aşırı izin verici, şımartan aile ortamlarında büyümüş çocukların yetişkinlik dönemlerinde de başkaların sınırlarına saygı duymakta, empati kurabilmede, sorumluluk alabilmede belirgin bir isteksizlik yaşadıkları görülmektedir.

 

 

”Gökkuşağı” isimli şiirinde; ”Çocuk insanın atasıdır.” demiş şair Wordsworth. Çocukluk çağımız pek çoğumuz için çok geride kalsa da duygusal ihtiyaçlarımız her zaman olduğu yerde duruyor. Belki de mutlu insanın tanımı; duygusal ihtiyaçlarını sağlıklı yollarla karşılayabilen insandır denilebilir mi?

 

Klinik Psikolog Onur ARSEL

Gelişim Psikiyatri & Psikoterapi

0242 316 59 11